nânihan
omuzlarında balkıyan saçlarınla beraber penceremdesin -ben ki kıvrılmayan saçları sevemezdim hani- gözlerin kalbinden henüz doğmuş üstelik seni sade seyretmekle yetinemiyor bu çoktan kılgısız ellerim ellerimi saçlarında un(y)utmak istiyorum seni sonsuzluğa salınan bir ince ipin ucunda bir tek serçe parmağımla tutunmuşum gibi hayata avucumda avuçlarından kalma terlerle -üçbuçuk saatlik bir yolda, dağlar kıyının dikine deliniyordu hani- hissettiğim tek varoluş emaresi olarak boynunu canımın içinde bilmek ve adını yeniden koymak istiyorum seni usulsüz bir öğle vakti sarhoşluğu seni üçyüzonbin yıllık oyma sandıklardan yeni çıkarılmış bir akşamüstü mayhoşluğu seni aramızda durdukça yarısı yeniden tamamlanan bütün bu günlerin hoşluğunda yinelene yenilene ufalan ufalan ufalan ve ufaldıkça dünyadan taşan bir arzu ile seni toprağa düşen bir suyun kavimsiz baladında seni suyu suyla yıkayarak sevmek istiyorum sen şiir yurtlayan şiiri yurtlayan kadın göğsüne bercestelerden...