Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kendi Melodramımız

Ruhumun dehlizlerinde kenidimi ararken, aynı zamanda kendimden kaçtığımın farkına varamadan koşturuyorum günlerdir. Bu kovalamacanın sonu hiç gelmeyecek gibi hissediyorum. Durduğum yerde, gözlerimi kapatarak... Hiç kapatmadan da bazen... Pek fark etmiyor. Malign düşüncelerin verebileceklerinin sınırını kestiremiyor insan. Birileri fikrinin kasıklarındaki yaraları örterken, o yaraları kanatarak yaranın saklanılacak bir şeyi olmadığını göstermeye çabalıyor ve yaraların çirkin oldukları için utanmamalarını istiyorum. Çünkü hepimiz içimizde birer çirkin ve yaralarla dolu hayvan besliyoruz. Ya da o bizi besliyordur. Durmak istediğimiz yer ve durduğumuz yer gibi düşün. Olmak istediğimiz ve olduğumuz... Aslında bunu hayvan olarak nitelemek de ne kadar doğru bilmiyorum. Sadece her zaman özellikli tavırlarıyla yaşamak istediği için ona böyle diyor olabiliriz. Bunun farklı sebepleri de olabilir ama bizim ona durmadan nankörlük ettiğimiz kesin. Ve haliyle, ördüğümüz lütuftan sonra verdiğimiz t...

Şehirli Kuşlar

Dişi kuş yorgunluktan bitkin bir halde kondu dala. Erkek kuşa bakıp sitemvâri bir sesle konuştu: "Yetmez mi, ne dersin?" "Daha getirmeliyiz. dedi erkek kuş. "Çok iyi olmalı bu sefer yuvamız. Geçen seneki hataya düşmeyeceğiz." İçi burkuldu dişi kuşun. Bir şey diyemedi. Ağızlarındaki çırpıları uygun yerlere koyup tekrar kanat çırptılar yükseğe doğru. Kim bilir nerelerden topluyorlar bu çırpıları... Kim bilir ne kadar yol alıyorlar, yuvalarını yapabilmek için... Görünürde çalılık bir alan yoktu. Uzaklaştılar, kayboldular gözden. Bekledim öylece. Dönecekler nasıl olsa ve sanırım dişi kuş yine söyleyecek bir şeyler. Asıl merak ettiğim oydu aslında. Erkek kuş neyi kastediyordu geçen seneki hatadan bahsederken. Ne yapmışlardı acaba, nasıl bir hata olabilir ki bu? Bildiğim kadarıyla doğadaki canlılar hayatlarını idame etmekte insandan çok daha iyiydiler. Onlar Tanrı tarafından bahşedilmiş bir içgüdüyle hayata atılıyorlar ve bu içgüdü de hata yaptırmayacak kadar k...

çatalını dünyanın

ilk olarak bir havanda dövdüler sesimi sonra unuttular sorularım kursağımda kaldı benim dilimde kelimelerim un ufak duymadılar bak anla yansıyan bir turuncu ve bu olmak kırılan gözlerim bu ve şakağımda çakmak demek istediğim: ağrıyorum! bak diyorum göğüm kevgir benim daima düşüme yağmur bak ömrüm benim ıslak daima kendimeyim kambur ve çok sıkıldım yetimler atlasın patlatacağım dünyayı bayraklar kızacak bana bayraklar ve bankalar amerika, çin, kore avrupa, afrika ve belki anneler honolulu hatta herkes kızacak bana biliyorum fakat aborjinler umursamayacak ve hak verecek bana allah: çünkü çok ağrıyorum! ciddiye alamam artık iyi niyetli hiçbir gayreti çatalını gördüm dünyanın

delireceğim

sizde de delirme korkusu var mı? böyle bir şey düşünmediniz mi hiç? ben çok düşündüm ben ömrüm boyunca bu korkuyla yaşadım. sanki ipimi salsam kendimi dibinde bulacağım deliliğin. sanki çok kolay delirebilirim ne bileyim, tutmayıp kendimi bağırsam delireceğim tutmayıp kendimi ağlasam delireceğim tutmayıp kendimi, içimden geldiği gibi konuşsam delireceğim herhangi bir yere gereğinden biraz fazla baksam bakmaktan almasam kendimi delireceğim azıcık daha sussam delireceğim bir sigara evet bir sigara daha yakmasam delireceğim sanki delirmeden ölmeyecekmişim gibi tuhaf bir inanç var içimde şu ellerim sanki şu ellerim her an benim olamayabilirlermiş gibi sanki bu ayaklarım ilk fırsatta benim olmaktan vazgeçebileceklermiş gibi aklım görmediğim ama sanki bir macınıkta uzağa konmaya hazır bir vaziyette beklediğini hissettiğim aklım bana ihanet edecekmiş gibi aklım benden kaçacak gibi sanki canım istese çok kolay delirebilecekmişim gibi size de oluyor mu böyle? haa, hiç...