Sabrı Noksan Bir Serçeye Ağıt
hiç fırsat vermedin ki sana neler anlatacaktım serçelerin yazları neden ağladığını ve neden ağlayamadığımı anlatacaktım dinlemedin başımın ağrısı seyrelse yüzüne bakacaktım çok çok manidar bakacaktım beklemedin çocukluğumun yanıtsız kalan bütün sorularını andırıyordu gözlerin şimdi sayamam belki ama bir bir soracaktım sana hepsini sabretmedin tek tük ağaran saçlarımı seçtirecektim parmaklarına kokun hangi sese benzer sesin kaç renge bürünür gün içinde ve neler düşünürsün uyumadan önce neleri hatırlar ve özlersin en çok kime neye kızarsın niye bilecektim yüzünün coğrafyasını ilmedip saçlarına isimler verecek, hepsini tek tek ezberleyecektim izin vermedin hevesini yedeğine almış bir bekleyişim şimdi, yerini yadırgayan bir pencereyim bahçesinde olmadığın bir evin. ardıma güneş getirecek olsalar bile benim artık kimseye açılacak halim mi var...