hırkaralamalar 0848

peki ben böyle her sabahın altısında niye uyanırım, dersim otuzundayken saat on ikinin?

suyu piknik tüpünde kaynatır, bir hazır kahve yapar, bir neşet ertaş listesi açar, bir sigara sarar, dünden kalma ekmeği alır, gidip otururum lojmanın dış kapısının eşiğindeki mermere. ama niye?

otomatik miyim ben?

mikail'in uyuyakalıp ayarını vermeyi geciktirdiği bir nisan sonları sabahı, kuşların ekmek savaşımında birbirine karışan ve çarpan sesleri ve kanatları, neşet'in "ne söylesem boşa leyla'm"ı, kahvenin buğusu, tütünün göz yaşartan sert dumanı, mermerin teneşir soğukluğu, kıç donması, baharın bahar gibi olmayışı, kursağını doldurduktan sonra çekip giden bütün serçelere inat tepemde ses etmeden durması bir serçenin, üzgün üzgün, düşünceli düşünceli durması bir dalda... sanki yanlışlıkla uyanılmış bir sabahın altısındaki keskin bir havada, neşet'in "daha bir gonüle ikrar vermedim"e geçmesiyle mâlum sızıya geçişim, niye?

Yorumlar