suya tutunmak
ben o zamanlar şiirlere isim arıyordum
henüz bilmiyordum o vakitler
hiçbir atın yanlışlıkla koşmadığını
ve insanın öyle kolay kolay kopamadığını
anne karnından
bilmiyordum dönülen ve varılanın aynı olmadığını
yürünecekse yürünmeli derdim yollar için
ve gümrah kabul ederdim bütün bekleyenleri
beklemeyi ben bana râm bilirdim
yaramdan içeri bakmak bile hatırıma düşmemişken hiç
alay ederdim olmağının sızlamasına insanların
sigara söndürdüğüm avuçlarımı övünçle sunarken ilk sevgilime
nadan ve cüretkâr
yabansı ve sertti sesim
sesimi ben bana ait bilirdim
korkmadan, şah damarımda bir sonsuzluk rahatlığıyla
uyur uyanırdım
saçlarımda tarazlanan kavruk ikindileri
o vakitler
rüyalarımı ben bana dair bilirdim
dilimde koçak ve müselles balatlar
ve yumruklarımla kendimi müsellah sayarak
nasılsa hep bütün kalacağımı sanarak
umurdan ve tereddütten bihaber koşardım
benim olan olmayan bütün kavgalara
kendimi ben bana müzâhir bilirdim
nasılsa gidilir
ve nasılsa dönülür sanırdım bütün seferleri
nasılsa hep bir korunak olurdu beni bekleyen
nasılsa attığım her ok tuza bulanmak zorunda
nasılsa yusuf da ben değildim kuyu da
suyu ben bana hep ikram
düşmeyi ben bana hep karar bilirdim
ve fakat bazense bilemedim
ilkin kendi ensesine yabancılaşırmış mesela insan
insan bazen karşıya geçemeyen tek antilop gibi hissedermiş kendini bir sokak ortasında
suya düşen bizatihi yılan kesilirmiş
suyun boğması nefessizlikten değil de tutunulacak bir yanı olmamasındanmış
çoğu şey zaten yaşanmış da bizimkisi bir nevi tekrarmış falan
bilemedim
nerelere gidilse de birileri hep iç cepte gizlenirmiş
ağırca yol alınırmış bundan
yeriyse durup beklenirmiş
insan bir akşamüstü ansızın yoruluverirmiş
insan bir yaşta ansızın eve dönmek istermiş
ve bir yaştan sonra bütün eve dönüşler aslında yenilmekmiş
bunu da bilemedim
beklemenin insanı seçtiğini
ve tuttuğunu boyunduruğunda
sesimin benden çok uzakta yaşadığını
rüyalarımın beni delirtmekten yana olduğunu
oğulların ilk düşmanının babalar
babaların ilk katilinin oğullar olduğunu
tabiidir ki bilemedim
sonra şöyle oldu
rüzgâr erişti
göğsüme çizdiğim kutlu harp alnımdan vurdu beni
birer birer döküldüm adımın harflerinden
kimin ve neyin aslında ne olduğunu bilmiyorum artık
her şeyin ve herkesin en çok ne olmadığı kaldı defterimde
suya tutunmak
böyle diyorum mânâmı soranlara
Kaybolan Defterler/zine Dergisi 3. Sayı
henüz bilmiyordum o vakitler
hiçbir atın yanlışlıkla koşmadığını
ve insanın öyle kolay kolay kopamadığını
anne karnından
bilmiyordum dönülen ve varılanın aynı olmadığını
yürünecekse yürünmeli derdim yollar için
ve gümrah kabul ederdim bütün bekleyenleri
beklemeyi ben bana râm bilirdim
yaramdan içeri bakmak bile hatırıma düşmemişken hiç
alay ederdim olmağının sızlamasına insanların
sigara söndürdüğüm avuçlarımı övünçle sunarken ilk sevgilime
nadan ve cüretkâr
yabansı ve sertti sesim
sesimi ben bana ait bilirdim
korkmadan, şah damarımda bir sonsuzluk rahatlığıyla
uyur uyanırdım
saçlarımda tarazlanan kavruk ikindileri
o vakitler
rüyalarımı ben bana dair bilirdim
dilimde koçak ve müselles balatlar
ve yumruklarımla kendimi müsellah sayarak
nasılsa hep bütün kalacağımı sanarak
umurdan ve tereddütten bihaber koşardım
benim olan olmayan bütün kavgalara
kendimi ben bana müzâhir bilirdim
nasılsa gidilir
ve nasılsa dönülür sanırdım bütün seferleri
nasılsa hep bir korunak olurdu beni bekleyen
nasılsa attığım her ok tuza bulanmak zorunda
nasılsa yusuf da ben değildim kuyu da
suyu ben bana hep ikram
düşmeyi ben bana hep karar bilirdim
ve fakat bazense bilemedim
ilkin kendi ensesine yabancılaşırmış mesela insan
insan bazen karşıya geçemeyen tek antilop gibi hissedermiş kendini bir sokak ortasında
suya düşen bizatihi yılan kesilirmiş
suyun boğması nefessizlikten değil de tutunulacak bir yanı olmamasındanmış
çoğu şey zaten yaşanmış da bizimkisi bir nevi tekrarmış falan
bilemedim
nerelere gidilse de birileri hep iç cepte gizlenirmiş
ağırca yol alınırmış bundan
yeriyse durup beklenirmiş
insan bir akşamüstü ansızın yoruluverirmiş
insan bir yaşta ansızın eve dönmek istermiş
ve bir yaştan sonra bütün eve dönüşler aslında yenilmekmiş
bunu da bilemedim
beklemenin insanı seçtiğini
ve tuttuğunu boyunduruğunda
sesimin benden çok uzakta yaşadığını
rüyalarımın beni delirtmekten yana olduğunu
oğulların ilk düşmanının babalar
babaların ilk katilinin oğullar olduğunu
tabiidir ki bilemedim
sonra şöyle oldu
rüzgâr erişti
göğsüme çizdiğim kutlu harp alnımdan vurdu beni
birer birer döküldüm adımın harflerinden
kimin ve neyin aslında ne olduğunu bilmiyorum artık
her şeyin ve herkesin en çok ne olmadığı kaldı defterimde
suya tutunmak
böyle diyorum mânâmı soranlara
Kaybolan Defterler/zine Dergisi 3. Sayı
Yorumlar
Yorum Gönder