umurumda değil



bir kibrit çöpüne baktım bugün. kırk kibrit çöpüne baktım. her bir kibrit çöpüne kırk kere baktım. kırkı da birbirinin aynıydı. ha biri yanmıştı ha kırkı... yakmadım.

“benim seninle kırk kere fotoğrafım var/senin bundan kırk kere haberin yok” demişti şair, onu düşündüm. ben de günde kırk bin kere baktım her bir fotoğrafına, hiçbirinden haberin olmadı.

baktım, düşündüm, baktım, düşündüm... geçip gitti zaman. haberin olmadı. sahi, senin oralarda da böyle her dakikası asır mı günlerin?
baktım, özledim, baktım, özledim... koptu gibi oldu kayalar dağlardan,
duymadın mı sevgilim?

tıngırdayan boş bir teneke aklım. işgal hafızam. yenik sesim. kalbim gümbürdüyor boyuna. birleştir dicle’yi, fırat’ı. seyhan’ı, ceyhan’ı, asi’yi, çoruh’u, aras’ı birleştir. getir koy yanına damarlarımın, sesleri duyulmaz. gürültüden uyuyamıyorum geceleri.

ben bir kere daha böyle olmuştum. bir kişi azalmıştı dünyanın nüfusu. benim o gün kolum koptu. bacağım koptu. kör bir testereyle uzun uzun kestiler gibi oldu parmaklarımı. öyle bir acı...
yine öyle oluyor işte. sanki dünyada bir biz vardık isa’dan beri, musa’dan bu yana. sonra gittin de koydun beni sanki bu yazıyabanda böyle bir başıma.
öyle bir acı. öyle bir acı!

bazen ara. bazen bir ses ver. bir mektup yaz. halimi hatrımı sor. biliyorum artık bizi allah bile kavuşturamaz. hazreti peygamber bile şefaatini esirgedi bu aşktan.
ama olsun, sen yine de bazen ara. konuş, bir teselli verir gibi kuyunun dibindeki yusuf’a. varsın azgınlaşsın yaram. varsın oyuladursun ağzının her harfiyle göğsüm. yanadursun yüreğim buram buram. cennetinde gözüm yok allah’ın, namussuzum yok. sen esirgeme benden cehennemini. bir ses ver. duyayım dilindeki o temmuzları serinleten ezgiyi.
kırgınım, bezginim, yorgunum.
yoruldum bu umurumda değil tavrımı böyle her sabah bir zırh gibi kuşanmaktan.

Yorumlar