Geçmiyor
geçmedi işte. biliyorum geçmeyecek.
düzeleceği yok hiçbir şeyin. hiçbir şeyin daha iyi olacağı yok. unutacağım falan yok.
oysa geçer demiştin, düzelir demiştin, iyi olur demiştin. en önemlisi de unutursun demiştin. senden önümü göremiyorum dedim de gün gelir öyle bir dağılırım ki adımı bile unutursun demiştin. demiş ve çekip gitmiştin. gitmiştin.
yanıldığını kabullenmek o kadar mı zordu allah aşkına? söyler misin, o kadar mı zordu; gözlerinin önünde sana taşıp taşıp azaldığımı, kendimi sana azalttığımı görmek? o kadar mı zordu...
bak işte arkanı dönüp gittiğin o yerdeyim ben hâlâ. bazen o ilk baktığın yerde, bazen sana uzaktan uzaktan baktığım o yerlerde, kimi zaman tesadüfi karşılaştığımız o kalabalıkların ortasındayım. beni, her defasında göğsümde yükselen dağları susturmak zorunda bırakan o kalabalıklar ortasında...
oradayım, şuradayım, bilmem daha nerelerdeyim de, bir tek yanında ve burada değilim. her yerde olabiliyorum, olduğun ora ve olmak zorunda olduğum bura dışında. olmuyor, bir türlü beceremiyorum.
ve kimseye anlatamıyorum bunu. sadece bir şeyler söylüyorum, çünkü bir şeyler soruyorlar. boyuna soruyorlar. benim anlatmak istediklerim dışındaki her şeyi soruyorlar. ben de bir şeyler söylüyorum sırf söylemiş olmak için. duymak istedikleri şeyler mi, bilmiyorum. ya da bir şeyler yazıyorum, çünkü okumak istiyorlar. ama gerçekten okumak istedikleri şeyler mi, onu da bilmiyorum. merak da etmiyorum inan ki. kimin ne istediği falan umrumda değil. tek bildiğim; bir şeyleri gerçekten çok istiyor insan ama olmuyor, sonrasında da olan her şeye razı oluyor. mevzu bundan ibaret. bu kadar basit, bu kadar açık... kabullendim bunu.
yine de ufak bir sorun var ki; kabullenmek tek başına yetmiyor. kabullenmiş olmak ağrımaya engel olmuyor. ağrıyı hafifletmiyor. ağrımı hafifletmiyor. ağrım daima şuramda, ağrım daima o ilk fark ettiğim andaki gibi taptaze ve zalimce duruyor.
adını her hatırladığımda içimde bomboş bir oda peydahlanıyor. odada rutubetten sararmış ve yumuşamış duvarlar, duvarlardan yere usul usul sıvalar dökülüyor. içim dökülüyor. ve içim dökülmekten bitmiyor, ağrıyorum. ağrıyorum ağrıyorum, bitmiyor.
geçmedi, geçmiyor.
düzeleceği yok hiçbir şeyin. hiçbir şeyin daha iyi olacağı yok. unutacağım falan yok.
oysa geçer demiştin, düzelir demiştin, iyi olur demiştin. en önemlisi de unutursun demiştin. senden önümü göremiyorum dedim de gün gelir öyle bir dağılırım ki adımı bile unutursun demiştin. demiş ve çekip gitmiştin. gitmiştin.
yanıldığını kabullenmek o kadar mı zordu allah aşkına? söyler misin, o kadar mı zordu; gözlerinin önünde sana taşıp taşıp azaldığımı, kendimi sana azalttığımı görmek? o kadar mı zordu...
bak işte arkanı dönüp gittiğin o yerdeyim ben hâlâ. bazen o ilk baktığın yerde, bazen sana uzaktan uzaktan baktığım o yerlerde, kimi zaman tesadüfi karşılaştığımız o kalabalıkların ortasındayım. beni, her defasında göğsümde yükselen dağları susturmak zorunda bırakan o kalabalıklar ortasında...
oradayım, şuradayım, bilmem daha nerelerdeyim de, bir tek yanında ve burada değilim. her yerde olabiliyorum, olduğun ora ve olmak zorunda olduğum bura dışında. olmuyor, bir türlü beceremiyorum.
ve kimseye anlatamıyorum bunu. sadece bir şeyler söylüyorum, çünkü bir şeyler soruyorlar. boyuna soruyorlar. benim anlatmak istediklerim dışındaki her şeyi soruyorlar. ben de bir şeyler söylüyorum sırf söylemiş olmak için. duymak istedikleri şeyler mi, bilmiyorum. ya da bir şeyler yazıyorum, çünkü okumak istiyorlar. ama gerçekten okumak istedikleri şeyler mi, onu da bilmiyorum. merak da etmiyorum inan ki. kimin ne istediği falan umrumda değil. tek bildiğim; bir şeyleri gerçekten çok istiyor insan ama olmuyor, sonrasında da olan her şeye razı oluyor. mevzu bundan ibaret. bu kadar basit, bu kadar açık... kabullendim bunu.
yine de ufak bir sorun var ki; kabullenmek tek başına yetmiyor. kabullenmiş olmak ağrımaya engel olmuyor. ağrıyı hafifletmiyor. ağrımı hafifletmiyor. ağrım daima şuramda, ağrım daima o ilk fark ettiğim andaki gibi taptaze ve zalimce duruyor.
adını her hatırladığımda içimde bomboş bir oda peydahlanıyor. odada rutubetten sararmış ve yumuşamış duvarlar, duvarlardan yere usul usul sıvalar dökülüyor. içim dökülüyor. ve içim dökülmekten bitmiyor, ağrıyorum. ağrıyorum ağrıyorum, bitmiyor.
geçmedi, geçmiyor.
Yorumlar
Yorum Gönder